Sosyal ağlar :

PRATİK BİLGİLER

» Amortisman Sınırı
» Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
» Emlak Vergisi Oranları
» Fatura Düzenleme Sınırı
» Değer Artış Kazançları İstisna Tutarları
» Kıdem Tazminatı Tavanı
» Usulsüzlük Cezalarına Ait Cetvel
» Yıllık Ücretli İzinler

MUHASEBE STANDARTLARI

Ülke içinde kullanılan muhasebe standartlarını uluslararası standartlarla bütünleştirebilmek için 1995 yılından bu yana 43 uluslararası muhasebe standardı Türkiye’ye ...

T.C. RESMİ GAZETE

   DUYURULAR

İş Deneyim Belgesi Bulunmayan Limited Şirketlerin Kamu İhalelerine Katılımı

     İş deneyim belgesi bulunmayan limited şirketlerin kamu ihalelerine katılımı uygulamada yalnızca bir yeterlik sorunu değil, aynı zamanda stratejik bir yapılanma meselesidir. Özellikle yeni kurulan ve geçmişte tamamlanmış yapım işi bulunmayan şirketlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihalelere girişinde en temel problem, mesleki ve teknik yeterliğin ana unsuru olan iş deneyim belgesinin bulunmamasıdır. Bu eksiklik çoğu zaman ihalelere girişin imkânsız olduğu şeklinde yorumlansa da ihale mevzuatı ortak girişim ve iş ortaklığı modelleriyle bu engelin aşılmasına imkân tanımaktadır. Uygulamada özellikle limited şirketler bakımından iş ortaklığı modeli, yalnızca bir ihaleye girmek için kurulan geçici bir yapı değil, aynı zamanda iş deneyimi üretme ve kurumsal ihale kapasitesi oluşturma aracı olarak değerlendirilmelidir.

 

       4734 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ortak girişimleri iş ortaklığı ve konsorsiyum olarak düzenlemekte olup yapım ihalelerinde yaygın uygulama iş ortaklığı modelidir. İş ortaklığında ortaklar işin tamamından idareye karşı müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu yapı içinde genellikle iş deneyimi yeterliğini sağlayan ortak pilot ortak, diğer ortak ise özel ortak olarak belirlenmektedir. Ancak uygulamada özel ortak kavramı sıklıkla yanlış yorumlanmakta ve pasif ya da sembolik ortaklık gibi algılanmaktadır. Oysa özel ortak ihale ortaklığının fiilen iş yapan, risk üstlenen, teknik katkı sağlayan ve ortaklık payı oranında iş deneyimi üreten tarafıdır. Özellikle iş bitirmesi bulunmayan yeni şirketler açısından başlangıçta özel ortak sıfatıyla iş ortaklıklarına girmek çoğu zaman en rasyonel başlangıç modelidir.

 

      Örneğin 100 milyon TL tutarında bir yapım işinin pilot ortak %51, özel ortak %49 oranıyla üstlenildiği bir senaryoda, işin tamamlanması sonrasında pilot ortağın yaklaşık 51 milyon TL, özel ortağın ise yaklaşık 49 milyon TL deneyim kapasitesi oluşmaktadır. Uygulamada sıkça “iş bitirme pilot ortağa kalır” şeklinde hatalı bir kanaat bulunsa da ortaklıkla üstlenilen işte her ortak kendi payı oranında deneyim üretmektedir. Bu noktada iş deneyiminin ortaklık sonrasında şirkete nasıl aktarılacağı sorusu önem kazanmaktadır. Aslında burada teknik anlamda bir belge transferi ya da devir işlemi yoktur; ortak sıfatıyla edinilen iş deneyimi zaten şirket bünyesinde doğmaktadır. Dolayısıyla “iş bitirmeyi şirkete aktarmak” ifadesi uygulama dili açısından kullanılsa da hukuki olarak olan şey, ortaklık yoluyla doğmuş deneyimin şirketin yeterlik portföyüne dahil olmasıdır.

 

       Bu deneyimin sonraki ihalelerde kullanımı da yine bu mantıkla gerçekleşmektedir. Özel ortak sıfatıyla oluşan örneğin 49 milyon TL’lik deneyim, sonraki ihalelerde yeterlik kriterlerinin karşılanmasında kullanılabilir hale gelir. İş deneyimi şartının teklif bedelinin %50’si olduğu varsayımında bu teorik olarak yaklaşık 98 milyon TL’lik teklif büyüklüğüne kadar yeterlik kapasitesi anlamına gelebilir. Bu nedenle iş ortaklığı yalnızca mevcut ihaleye giriş aracı değil, sonraki ihaleler için kapasite üretim mekanizmasıdır. Kanaatimizce iş ortaklığının en stratejik yönü de budur.

 

        Burada önemli bir başka konu ortaklık sonrası bu iş deneyiminin nasıl muhafaza edileceğidir. Uygulamada en verimli model ilk iş ortaklığının tek seferlik düşünülmemesi, aksine uzun vadeli stratejik ortaklık olarak yapılandırılmasıdır. Aynı ortaklar ve benzer ortaklık oranlarıyla devam edilen yapılarda deneyim büyütme ve daha büyük ihalelere yönelme daha sistematik biçimde gerçekleşmektedir. İlk işte özel ortak olan şirketin sonraki ihalelerde payını artırarak ilerlemesi, zamanla pilot ortak konumuna yükselmesi piyasada sık rastlanan büyüme modelidir. Bu nedenle iş ortaklığı yalnızca geçici teklif organizasyonu değil, kurumsal gelişim mimarisi olarak da görülmelidir.Bu bağlamda özel ortağın iş ortaklığı içindeki rolü yalnız iş deneyimi üretmekle sınırlı değildir. Uygulamada sıkça sorulan hususlardan biri özel ortağın ortaklığı temsile ve imzaya yetkili olup olamayacağıdır. Özel ortak,pilot ortağa tabi pasif ortak değildir.

Ortak girişim sözleşmesiyle;

  • müşterek imza,
  • çift imza,
  • belirli işlemlerde temsil,
  • hakediş imza yetkisi,
  • teknik yazışma yetkisi verilebilir.

Dolayısıyla özel ortak ortaklığı temsile yetkili olabilir. Hatta bazı kurgularda operasyonel yönetim özel ortakta, idari temsil pilot ortakta bırakılmaktadır. Yanlış bir algıyla yalnız pilot ortağın ortaklığı temsil edebileceği düşünülmemelidir. Oysa ihale mevzuatında özel ortağın temsil yetkisini yasaklayan mutlak bir düzenleme bulunmamaktadır. Ortak girişim beyannamesi ve iş ortaklığı sözleşmesi çerçevesinde temsil ve imza yetkileri taraflarca farklı biçimlerde kurgulanabilir. Pilot ortak münferit temsil yetkili olabilir, müşterek temsil modeli kurulabilir ya da özel ortak belirli işlemler yönünden temsile yetkili kılınabilir. Teklif mektuplarının müşterek imza ile imzalanması, hakedişlerde çift imza modeli, teknik yazışmaların özel ortak eliyle yürütülmesi ve idare nezdinde genel temsilin pilot ortakta bırakılması gibi karma modeller tamamen mümkündür.

 

       Hatta uygulamada teknik kapasitesi güçlü ancak iş bitirmesi bulunmayan mühendis ortaklı şirketlerde özel ortağın fiili operasyonel yönetimi üstlendiği, pilot ortağın ise daha çok yeterlik ve idari koordinasyon rolü üstlendiği modeller de görülmektedir. Bu nedenle özel ortak pasif ortak değil, etkin ve gerektiğinde temsile yetkili ortak olarak tasarlanabilir. Kanaatimizce özellikle yeni şirketler açısından müşterek temsil ve çift imza yapıları risk yönetimi bakımından daha dengeli çözümler sunmaktadır.

İş ortaklığı modeli ayrıca tek ortaklı ve inşaat mühendisi ortağa sahip yeni limited şirketler açısından ayrı önem taşımaktadır. Her ne kadar mezuniyet belgelerinin tüzel kişilik adına kullanımında belirli süre ve ortaklık yapısına ilişkin sınırlamalar söz konusu olabilse de, mühendis ortaklı şirketlerin iş ortaklığı içinde teknik yeterlik, operasyonel organizasyon ve proje yönetim kabiliyeti ciddi pazarlık avantajı yaratmaktadır. Bu nedenle yeni kurulan mühendis ortaklı şirketler için doğru strateji doğrudan büyük ihalelere tek başına girmeye çalışmak değil, iş ortaklığı yoluyla iş deneyimi üretmek olmalıdır.

 

          Bu kapsamda iş ortaklığı ile adi ortaklık ayrımı da uygulamada önem taşımaktadır. Vergisel ve yapısal esneklik bakımından adi ortaklık bazı durumlarda avantaj sağlayabilse de ihale stratejisi ve iş deneyimi üretimi bakımından iş ortaklığı çok daha işlevsel görünmektedir. Çünkü kamu ihale sistemi iş ortaklığı mekanizmasını yeterlik ve taahhüt mantığı içinde kabul etmekte, iş deneyimi üretimi de bu yapı içinde daha güçlü anlam kazanmaktadır. Kanaatimizce özellikle kamu ihalelerinde büyüme hedefleyen limited şirketler açısından iş ortaklığı modeli daha rasyonel bir tercihtir.

Bu çerçevede yeni kurulan iş bitirmesiz limited şirketler açısından doğru soru “iş bitirmem yok, ihaleye girebilir miyim” sorusu değil; “iş ortaklığını nasıl kurgularsam ilk iş deneyimimi üretip kendi başıma yeterli hale gelirim” sorusudur. Çünkü asıl mesele tek seferlik ihaleye giriş değil, ihale kapasitesi inşa etmektir.

 

        Sonuç olarak iş deneyimi bulunmayan limited şirketler açısından iş ortaklığı modeli kamu ihale piyasasına girişte en etkili araçlardan biridir. Bu model sayesinde şirketler özel ortak olarak ihalelere katılıp kendi payları oranında iş deneyimi oluşturabilir, bu deneyimi ilerleyen ihalelerde yeterlik unsuru olarak kullanabilir, zamanla pilot ortak konumuna yükselebilir ve bağımsız yüklenici kapasitesi geliştirebilir. İş ortaklığı sonunda iş deneyiminin şirkete aktarılması ayrı bir belge devri değil, ortak sıfatıyla doğmuş deneyimin şirket portföyüne dahil olmasıdır. Bu nedenle doğru yapılandırılmış ortaklık, dengeli temsil yetkisi, özel ortağın aktif rolü ve kademeli büyüme stratejisi birlikte değerlendirildiğinde iş ortaklığı modeli yeni limited şirketler için yalnızca ihale çözümü değil sürdürülebilir büyüme mekanizması olarak ortaya çıkmaktadır.